9 Nisan 2012 Pazartesi

Pazartesi Sabah Kazası

Dün gece geç saatte babamız geldi, oğluş bana bütün gün eziyet ettikten sonra babişi ile keyifli keyifli oynadı, banyo oldular, birlikte uyudular. 
Her sabah erkenden kalkan çocuk, babasının kokusunu alınca uyanmak istemedi, zorla kaldırdık, derse yetişmemiz gerekiyordu. Bu hafta öğretmeye çalıştığımız hayvanımız Vak vak ördeğide yanımıza aldık ve evden çıktık. Ördeği her aktivitemize dahil ediyoruz, onunla yatıp, onunla yemek yiyoruz, onada soruyoruz herşeyi, onun ağzından ördek hikayeleri dinliyoruz ki Çağan ördeği iyice tanısın.

Çağan'a ördeğinde okulda onunla oyun oynamak istediğini anlatacaktım ki! Daha 3 km bile yol gitmemiştik, sıkışan trafikte arkadan bir arabanın çarpmasıyla sarsıldık, oğluş biraz korktu ve mızmızlanmaya başladı, ben onunla ilgilenirken babamız'da kaza ile ilgilenmeye çalıştı. 





Bir ara bana dönüp tutanak var mı dedi ama olmadığını biliyordum. Sıkışan ve ağır ilerleyen trafikte hareket halindeki bir sürücüye işaretle tutanak olup olmadığını sordum o bakarken başka bir sürücü hemen bir tane camda uzattı. Bazen çok dostça eller ummadığınız anda uzanabiliyor teşekkür ettik ve trafiği tıkamamak için fotoğrafları çekip kenara geçtik tutanağı doldurduk ve dersimizi de kaçırdık. 

Pazar günü başımıza gelenler yetmezmiş gibi birde haftaya kaza ile başladık ama hayıra yoralım, hayır olsun.

Ah Çağan, Ahh!

Dün sabah başımıza gelenler bana çok büyük ders verdi,

Her gün olduğu gibi, Pazar sabahı erkenden kim ayaklanır tabiki Çağan, saat 6 da ayaklandı kuzum, bağırdı, duymamazlıktan geldim, saçlarımı okşadı, hissetmemiş gibi yaptım, öptü tınlamadım, burnuma ve gözüme  parmağını bile soktu en son yumruklar iş başına deyince uyanmam diyemedim. 

Başladık sabah şarkımızı söylemeye;
   Sabah kalkınca ilkin evde ayna ararım, 
   Birde tarak bulunca saçlarımı tararım,
   İşte bu benim yüzüm, görüyor iki gözüm,
   Saçımı taradıkça açılır yüzüm gözüm.

Tabi şarkının orjinal versiyonu, bizde biraz daha değişiyor,
   Sabah kalkınca ilkin annemi öperim,
   Sonra banyoya gidip yüzümüde yıkarım,
   Birde tarak bulunca saçlarımı tararım,
   İşte bu benim yüzüm, görüyor iki gözüm,
   Saçımı taradıkça açılır yüzüm gözüm.

Neyse yüzümüzü yıkadık altımızı değiştirdik, koş koş Çağan mutfağa, kahvaltıya, güzelce masamızı  hazırladık, yerken radyo dinlemek istedi oğlum, masamıza kurulduk ohh keyifli kahvaltı. Akşamdan makinaya oğluş'un kreşden verilen nevresimlerini ve birkaç parça kıyafetini koymuştum, onlarda yıkanmış asılmayı bekliyordu. Çağan mutfakta tencere tava oynarken balkonu yıkadım, sepete çıkardığım çamaşırları alıp geldim, Oğluş balkona çıkmak istedi ama ıslak yerlere oturacağını bildiğim için izin vermedim. 

Nanası balkonda çamaşırları asarken oda radyodaki müzikle dans edip oyun oynuyordu. Daha çamaşırların yarısını asmamıştım ki kapıya yapışmış ağlamaya başladı, kıyamam gel hadi balkona deyip elimi kapıya attım ki! başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Oğluş beni balkona kilitlemiş, hızlı bir manevra ile balkondan etrafa bakındım, o saatte kimse yok, sabah'ın sekizi ve pazar günü evde Çağan ve benden başka kimse yok. 

Sakin olmaya çalıştım, Çağan'a kapının kolunu nasıl yukarı itmesi gerektiğini gösterdim, ama olmadı zaten boyu onu yapabilecek kadar uzun değil, öyle bir balkon kapımız var ki, sadece iç kısımda kolu var ve aşağı çevirdiğimiz zaman kilitleniyor. Oğluş muhtemelen, standart kapıları açtığı gibi açıp bana gelmek isterken beni balkona istemeden kapattı. Aşağıdan geçen birine apartman görevlisini çağırmasını söyleyim diye düşündüm, ama ortalıkta kimse yoktu. Ona çilingir çağırmasını söyleyecektim, ama bir süre sonra kapının emniyet kancasının da takılı olduğunu hatırladım. Acaba itfaiye mi çağırtsam diye düşünürken Çağan'ın ağlaması krize dönüştü, kapıya yapışmış beni istiyor, burnu çenesine kadar akmış ağlamaktan, aradaki cam olmasa ellerimiz birbirine dokunuyor olacak vaziyette kafasını cama vurmaya başladı ve ne dediysem durduramadım, onun bu durumunu görünce camı bir şekilde kırmam gerektiğini anladım.

Oğluşu camın önünden uzaklaştırmam gerekiyordu. Bütün kış balıkları balkonda pişirdim ve balkonda camı kırabilecek tek şey küçük piknik tüpümüzdü. Odasına gidip bez getirmesini altını değiştireceğimi söyledim, bunu her zaman yapıyoruz ve kendi bezini getirebiliyor. 2-3 adım gitti ama benim hareketlendiğimi görünce geri döndü, camın önüne oturup daha sakin burada onu beklediğimi odasından bez getirmesi gerektiğini söyledim ama bir geri iki ileri gitmedi. O anda balkona bakan odanın camını kırabileceğim aklıma geldi ve hiç tereddüt etmeden tüpü aldım ve vurdum, cam çatlamadı bile, daha kuvvetli vurdum vurdum vurdum, bu esnada oğluş daha da korktu ama yapabileceğim başka birşey yoktu, Bir ara kıramayacağımı düşünmeye başlamıştım ki! tam saymadım ama 20-25 vuruştan sonra ancak çift camın ikisinide kırabildim.  

Camları temizleyip içeri girdim. O kadar yakın ama o kadar uzak bir yarım saat geçirdik ki! oğluma dokunabildiğim o anı asla unutmayacağım. Ağladık ağladık. Bu arada evimiz 9. katta. 

Bütün gün cam kırıkları temizledim, hala kıyıdan köşeden cam çıkıyor. Odamızdaki perde savaştan çıkmış gibi cam kırıklarından paramparça olmuş. Sakinleştikten sonra düşündümde, perdeyi parçalayan o camlardan bir tanesi bile bana isabet etmedi, ya tüp patlasaydı, bir sürü senaryo, neyseki oğluşta bende iyiyiz.

İlerde bunlar güldüğümüz anılar olarak kalacak biliyorum ama yaşayan bilir. 

Uygun bir zamanda resimleride ekleyeceğim.

Ve işte beklenen resimler;






Sağlıcakla kalın.

4 Nisan 2012 Çarşamba

SAĞLIKLI GÖZLER İÇİN 7 BESİN & 7 ÖNERİ


Sevgili diyetistenim Bahar Demirkıran'dan öneridir.

1.Koyu yeşil  sebzeleri bol tüketin  . Bu besinler  çok güçlü antioksidan olan lutein ve  zeaksantin içerirler . Retina hasarı, katarakt ve yaşa bağlı maküler dejenerasyonu önlerler.

 2.Diyetinizde turuncu , mor , kırmızı renkli  sebze ve meyvelere  yer verin. Çeşitlilik yaratın. Bu sebze , meyveler C vitamininden zengindirler. Göz damarlarını güçlendirirler ve kataraktı önlerler .

3.Fındık, çiğ badem, ceviz gibi yağlı tohumlar E vitamininin en iyi kaynaklarıdır. Gözleri serbest radikal hasarından korurlar.Her gün ara öğünlerde 5-6 adet yemeyi ihmal etmeyin.  

4.Çinko özellikle göz sağlığımız için elzemdir. Kurubaklagiller çinko açısından oldukça zengindir. Haftada 1-2 gün kurubaklagil pişirin.  

5.Somon; esansiyel yağ asidi olan DHA ve EPA’dan zengindir.EPA Göz sağlığı için birebirdir. Omega 3 eksikliği göz kuruluğuna sebep olur. Diğer omega 3 kaynakları;tuna balığı , sardalya , kuruyemişler , keten tohumudur.

6.Son yıllarda yapıla çalışmalar  glisemik indeksi düşük beslenmenin yaşa bağlı  maküler dejenerasyonu %8 azalttığını göstermektedir . Yüksek lifli beslenmek ve rafine karbonhidratlar uzak durmak önemlidir.

7.Kayısı , tatlı patates  ve havuç beta karotenden zengindir.



Beden Kitle Endeksi ve İdeala Kilo Hesaplama

BEDEN KİTLE ENDEKSİ ;
Beden kitle indeksi kavramı çoğu sağlık sitesinde karşımıza çıkan bir kavram. 
Peki beden kitle indeksi (bki) nedir ve beden kitle endeksi nasıl hesaplanır. 
Beden kitle endeksi boyunuza göre kilonuzun ideal olup olmadığını hesaplamanıza yarayan bir formüldür. Bu formül sayesinde zayıf mı, normal kilolu mu, şişman mı veya obez mi olduğunuzu öğrenebilirsiniz.
Peki beden kitle indeksi nasıl hesaplanır?
Beden kitle indeksi hesaplarken boy uzunluğunuzu metre cinsinden alıp ( 1.78) karesiyle çarpıp,  kilonuzu boy uzunluğuna bölmeniz gerekir.
Örneğin 80 kilo ağırlığında ve 1.80 boyunda biri için BKİ şu şekilde hesaplanır.
ilk önce boyun karesi alınır. 1.80 x 1.80= 3,24
kilo alma

Daha sonra kilonuz olan 80, 3.24 e bölünür. Sonuç olarak çıkan 24,69 sizin beden kitle indeksinizdir. 24,69 normal kilolu bir insanın sahip olduğu bir değerdir.
Beden kitle indeks (BKİ) değerleri şöyledir:
18,5 altı çok zayıf olarak,
18 ile 24,9 normal kilolu,
24,9 ile 29,9 arası kilolu
29,9 dan sonrası ise obez olarak nitelendirilir.

Gelelim birde Çağan'ın Nanasına, 
Doğumun üzerinden 4-5 ay geçmesine rağmen kilo verememem ve kendimdeki değişiklikleri hissedince doktora gittim, bir seri tahlil sonrası Haşemoto Troidi olduğumu öğrendim hem ilaç tedavisi, hemde ciddi bir şekilde beslenme uzmanları ile görüşerek, diyete başladım;

Boy uzunluğum; 1,67m---- 1,67*1,67=2,7889
  1. Doğum hemen sonraki kilom;85 kg  BKE= 85 / 2,7889= 30,4779 OBEZ
  2. Doğumdan 7 ay sonra;83kg' a düştüm.  BKE= 83 / 2,7889 = 29,76 KİLOLU üst sınır
  3. Doğumdan 1 sene sonra; 78 kg.  BKE= 78 / 2,7889 = 27,968 KİLOLU
  4. Doğumdan 18 ay sonra; 76 kg. BKE= 76 / 2,7889 = 27,25 KİLOLU
  5. Doğumdan 23 ay sonra; 71 kg. BKE= 71 / 2,7889 = 25,458 KİLOLU
  6. Doğumdan 25,5 ay sonra; 65,6 kg. BKE = 65,6 / 2,7889 = 23,521 NORMAL,
  7. Doğumdan 27 ay sonra; 64,0 kg. BKE = 64 / 2,7889 = 22,948 NORMAL,
    Bugüne kadar verdiğim kilo; 85-64=21 kg
    İDEAL KİLO HESAPLAMA; 
    İdeal kilo kadın ve erkekler için farklı formüllerle hesaplanmaktadır. İdeal kilo hesaplama formülleri aşağıda verilmiştir.
    Kadınlarda ideal kilo: 45.5 + 2.3 X (İnç cinsinden boy - 60)
    • Erkeklerde ideal kilo: 50 + 2.3 X (İnç cinsinden boy - 60)

    • Vücut Kitle İndeksi Tablosu

    Nana'nın İdeal Kilosunu Hesaplayalım.
    Boyum; 1,67metre, 167 cm, 65.7480 inç
    İdeal Kilom; 45,5+2,3*(65,7480-60)= 58,7204 kg


    Buda, ideal kiloma ulaşabilmek için 5,2796 kg daha vermem gerekiyor demektir.
    Hepinize kolay gelsin.
    Sevgiler



    3 Nisan 2012 Salı

    Hayal Gücünün Sınırı Yok

    Yaşasın okumak

    mükemmel, ama bu ev nerede bilen var mı?

    Hiç bir kuvvet beni o havuza sokamaz

    Ödevimizin Devamı....

    Daha önce paylaşmaya başladığımız, hala bitmemiş olan, ödevimizin devamı...

    Bu resimleri oğlum değişik dergilerden seçti bizde kesip yapıştırdık.

     Aslında ponpon yapma niyetindeydim ama kendimde o enerjiyi göremeyince, ponponları bir başka güne erteleyip, kısa yoldan oğluşa iplerden top yaptık.
     Eliyle dokunup yüzeydeki farklılıkları hissediyor.



    2 Nisan 2012 Pazartesi

    Oğlumun Sanatsal Çalışmaları

    Dün evde temizlik vardı, sağolsun emektarımız, Emine dün Çağan'ın döküntülerini toparladı. Sıra mutfağa geldiğinde, dolap kapaklarındaki ve buzdolabındaki, şahane karalama çalışmalarını görünce, oooo sıpa, durdun durdun hızlı başladın dedi oğluşa. Bir yandan dolapları siliyor bir yandanda bana çocuğa kalem verme kreşte zaten veriyorlar sen bide evde verme deyip durdu.

    Oysa ben o resimleri öyle sevmiştim ki! Oğlum eve gelen herkese yaptığı çalışmaları gösteriyor ve mutlu oluyordu. Muhtemelen yine yapacak ve bu sefer Emine'ye silmemesini söyleyeceğim, bu sabah kalkınca eksikliklerini hissettim. :((
    Oğlumun sanatsal çalışmaları yok olmuş.